Öğretmen ve şair olan Hasanali Karadaği, 1850 yılında Şuşa’da asker ailesinde doğmuştur. O, sekiz-dokuz yaşlarındayken Şuşa’da açılmış kaza okuluna dâhil olmuş ve 1866 yılında bu okulu bitirmiştir. Rusçayı bilen Hasanali, daha sonra Arapça ve Farsça öğrenmek için müderris Yusufzâde’den ders almış ve kısa bir süre sonra bu dilleri mükemmel şekilde öğrenmiş; Sadi, Firdevsi, Nizami, Hakani, Nesimi ve Fuzuli gibi büyük şairlerin edebî kişilikleriyle tanışmıştır.

Rus tahsilli Hasanali, Arapça, Farsça ve İslam’ın esaslarını öğrenmek üçün komşusu olan Mirza Beşir Yusifzâde’nin babası Mirza Alekber Yusifzâde’den ders almıştır. Mirza Alekber Yusifzâde, Heseneliağaya Arapça, Farsça öğretmiş; Sadi, Firdevsi, Nizami, Hakani, Fuzuli gibi şairlerin eserlerinin orijinallerini benimsetmeye çalışmıştır. Hasanali Karadağî şiire büyük heves göstererek gazel, muhammes yazmaya başlamıştır.

Hasanali Karadaği, halk arasında bilgili kişi olarak tanınmaya başlamıştır.

Komşular çocukların Azerbaycan Türkçesini öğrenmek için onun yanına göndermişlerdir. Bir süre sonra Karadaği, yirmi öğrenci toplamış ve Azerbaycan Türkçesiyle eğitim veren yeni usullü bir okul açmıştır. Bu okulda mollahanelerde

olduğu gibi hasır üzerinde diz üzerinde oturulup “Çereke” ve “Kur’an” okutulmamış, aksine çocuklar özenle hazırlanmış sıralarda oturtulmuş ve Hasanali Karadaği’nin el yazısı ile Azerbaycan Türkçesiyle sade şekilde hazırladığı alfabe ile okumayı öğrenmişlerdir. Hasanali Karadaği, bu okulda 1873 yılına kadar öğretmenlik yapmıştır.

Ayrıca o, Azerbaycan okul tarihinde Şuşa’da yeni usulle okul açanlardan ilki olarak bilinmektedir (Abdullayev, 1966:136).

1880 yılında Gori Öğretmen Okulunun Azerbaycan Şubesi müdürü olan Çernyayevski, Tiflis’e davet ettiği Azerbaycanlı aydınlara Azerbaycan Türkçesiyle yazılmış ders kitabı oluşturmak meselesini anlatmıştır. Bu anlamda Çernyayevski’nin en yakın yardımcısı Sefereli Velibeyov ve Hasanali Karadaği olmuştur. Karadaği, yeni hazırlanacak ana dili ders kitabına dâhil edilecek olan çocuk şiirlerini yazıp hazırlamayı üstlenmiştir. O, Şuşa’da açtığı okulda ana dili ders kitabı olmadığından yazdığı küçük hikâyeleri, şiirleri çocuklara öğretmiş, ezberletmiş, tahlil ettirmiş, onlara şarkı söyletmiştir. Böylece, Karadaği, ders kitapları için hazırladığı parçaları okulda tecrübe etmiştir. O, ayrıca büyük Rus şairi Krılov’un altmışa kadar fablını Rusçadan Azerbaycan Türkçesine tercüme etmiştir. Daha sonra o, yazdığı bütün şiirleri Azerbaycan Türkçesi ile hazırlanması düşünülen ders kitaplarına dâhil etmek üzere Çernyayevski’ye göndermiştir. Sonuç olarak, Çernyayevski’nin sesli yöntemle hazırlanmış olan “Vatan Dili” (I. Cilt-Alfabe), Çernyayevski ve S. Velibeyov’un “Vatan Dili” (II. Cilt-Okuma) kitabı yazılmıştır. Bu kitabın mukaddimesinde Hasanali Karadaği’nin büyük hizmetlerinden de bahsedilmiştir (Abdullayev, 1966:137).

1888 yılına kadar Hasanali Karadaği Şuşa’da öğretmenlik yapmanın yanı sıra edebî çalışmalarla da uğraşmış, birçok eser yazmış, Rusçadan annelere yardım amacıyla birçok faydalı tercüme yapmıştır. Ayrıca Karabağ’ın tarihini “Garabağname” isimli eserinde yazmıştır.

Hasanali Karadaği, Azerbaycan’da Sovyet Hâkimiyeti kurulduktan sonra da tarih ve edebiyat alanındaki çalışmalarına devam etmiştir. Azerbaycan’ın eğitim tarihinde önemli yere sahip olan Hasanali Karadaği, 2 Aralık 1929 yılında Şuşa’da vefat etmiştir.

4.10.13. Mehmettağı Seferov’un (Sıtkı) Eğitim-Öğretime Yönelik Çalışmaları

Azerbaycan’ın eğitim ve okul tarihinde daha çok “Sıtkı” mahlasıyla tanınan öğretmen Mehmettağı Seferov’un çok önemli yeri olmuştur. O, yazdığı ders kitapları ve açtığı okullarla Azerbaycan Türklerinin bilgilenmesine katkıda bulunmuştur.

Mehmettağı Sıtkı, 1854 yılında Ordubad’da doğmuştur. İlköğrenimini medresede almış, klasik Doğu edebiyatını ve felsefesini mükemmel şekilde öğrenmiştir. Sonralar kendi çabalarıyla kısa bir sürede öğretmen, âlim ve şair olarak tanınmaya başlamıştır.

Mehmettağı Sıtkı, 1892 yılında Ordubad’da “Ahter” (Yıldız) isimli bir yeni usullü okul açmıştır. Buradaki öğrenciler bu okul sayesinde ilk defa olarak sıralarda oturmuş ve eğitim almaya başlamışlardır. Kısa sürede çocuklarının bilgiye ulaştıklarını gören veliler “Ahter” okuluna rağbet göstermeye başlamışlardır (Abdullayev, 1966:128).

1894 yılında Nahçıvan halkı Ordubad’da yeni usul okulunun açıldığını duymuş ve bu okulun çalışmalarıyla tanışmak istediklerinden Mehmettağı Sıtkı’yi Nahçıvan’a davet etmişlerdir. Aynı yıl Sıtkı, Ordubad’daki okul gibi yeni usul okuldan bir tane de Nahçıvan’da açmak için oraya gitmiş ve “Mekteb-i Terbiye” isimli dört sınıflı okul açarak burada öğretmenliğe devam etmiştir. 1896 yılında bu okul yeni binaya taşınmıştır. Mehmettağı Sıtkı’nın hazırladığı ders programına göre okulda Azerbaycan Türkçesi, Rusça, Farsça, Arapça, tarih, coğrafya, matematik gibi dersler öğretilmiştir.

Sıtkı, bu okulda öğretmenliğin yanı sıra müdürlük de yapmıştır (Abdullayev, 1966:128).

Mollahanelerden farklı olarak bu okulda sınıf ders sistemi uygulanmış, öğrenciler hasır üzerinde değil, sıralarda oturmuşlardır. Okulda fizikî ceza olmamıştır. Orada Sıtkı tarafından hazırlanmış “Edep Kaideleri” uygulanmıştır. Okul programında etik kurallar dersi de yer almıştır. Bu ders III. sınıfta haftada 2 saat verilmiştir.

Sıtkı’nın okulunda Azerbaycan Türkçesinin yanı sıra Rusçanın öğretilmesine de önem verilmiştir. İrevan vilayeti halk okulları müfettişinin 1898 yılında Gence ve İrevan vilayeti halk okulları müdürüne yazdığı 362 numaralı raporunda Sıtkı’nın

“Müslümanlar arasında Rus tahsilini yaygınlaştırmak işinde emek harcadığı ve bütün gücüyle buna yardım ettiği” ayrıca belirtilmektedir (A. Ahmedov, 1985:287). Sıtkı’nın

her iki okulu mescit okullarına çok büyük darbe vurmuştur (Ahmedov, 1985:286).

Mehmettağı Sıtkı, ayrıca 1896 yılında “Kız Okulu”nu da açmıştır (Talıbov, 2000:246).

Mehmettağı Sıtkı’nın okulunun şöhreti bütün Azerbaycan’a ve Ermenistan’a yayılmış ve diğer eğitimcileri de yeni usul okullar açmaya heveslendirmiştir. Öğretmen M. E. Şeyhzâde Nuha’dan Tiflis’e, “Şerg-i Rus” gazetesine gönderdiği ve “Kafkas Haberleri” başlığı ile yayımladığı bir makalesinde bu konuyla ilgili şöyle yazmıştır:

“Nahçıvan’da Sıtkı’nın “hareket-i arifanesi” bizi de burada fevkalade gayretlere sevk ediyor (Şerg-i Rus gazetesi, 18 Aralık, 1903).”

Celil Mehmetkuluzâde, kendi hatıralarında Mehmettağı Sıtkı’yle ilgili şunları yazmıştır:

“Danabaş köyünde öğretmen olduğum zamanlar, Nahçıvan’da 1894-1895’li yıllarda büyük Türk (Azerbaycan) okulu açıldığına tesadüf eder. Bu okulu idare etmek için 1894 yılında meşhur müderris ve şairimiz Meşhedi Tağı Sıtkı davet olunur. Bu yeni Türk okulunda Türk çocukları yeni usulle ders görüyorlardı. Ayrıca bu okul biz yeniyetme öğretmenler ve edipler için bir darülirfan sayılırdı (Mehmetkuluzâde, 1951:472).”

Birkaç yıl sonra Nahçıvan’daki okul Rus-Müslüman okuluna dönüştürülmüş ve devletin hesabına geçmiştir. Bu zamanlar Mehmettağı Sıtkı Rusçayı iyi bilmediğinden müdürlükten çıkarılmış ve ana dili öğretmeni olarak çalışmaya devam etmiştir. Sonraki yıllarda bu okulda Farsça ve Arapça dersleri tamamen kaldırılmıştır. Azerbaycan Türkçesinin öğretimi için verilen ders saatleri hayli azaltılmış ve okul, Yerevan vilayetinin okul yönetiminin hesabına geçmiştir (Abdullayev, 1966:128).

Mehmettağı Sıtkı, hayatının sonuna kadar halk eğitimi için çalışmış, birkaç ders kitabı, “Mekteb Nizamnamesi”, “Şagirdler üçün Gaydalar”, “Heykel-i İnsana Bir Nazar”, “Hekimane Sözler” gibi eserler yazmıştır.

Sıtkı’nın hazırladığı ders kitapları içinde “Giraet Kitabı” dikkat çeken eserlerdendir. Bu kitapta 80 nasihat vardır. Kitaptaki nasihatler günümüzde bile önemini kaybetmemiştir. Sıtkı, bu kitabın sonunda 20 maddeden oluşan açıklamada kendi açtığı

okulun amaçlarından ve genel olarak okulun görevlerinden bahsetmiştir. Mehmettağı Sıtkı’nın yazdığı ikinci ders kitabı yine el yazısıyla yazılmış bir kitapçıktan oluşmaktadır. Sıtkı, bu kitapta bilimin öneminden, terbiyeli ve mütevazı olmak, büyüklere saygılı davranmak gibi müspet insanî özelliklerden bahseder. Sıtkı’nın üçüncü eseri, okulun iç kurallarına ait iki büyük yaprakta el yazısıyla hazırlanmış bir materyaldir. Dördüncü eser, “Coğrafya Hususunda Malumat-i Mücmele”dir. Bu eser, coğrafya dersi için el yazısıyla hazırlanmış bir materyaldir. Mehmettağı Sıtkı’nın beşinci eseri gramer ve okumaya ait el yazısıyla hazırlanmış bir kitapçıktır. Bu eserin birinci bölümü “Sarf ve Nahv” adlanır. Eserde gramerin ve okumanın anlamı önce Arapça, sonra ise Azerbaycan Türkçesiyle açıklanmıştır. Eserin ikinci bölümü “Gevaid, Giraet ve Kitabet” adlanır. Yazar, burada Azerbaycan Türkçesinde kullanılan harflerin sayısının 29 olduğunu ve “Huruf-i kameriyye” ve “Huruf-i şemsiyye” olarak iki gruba ayrıldığını anlatmıştır. Bütün bunlardan sonra kitapta zor olan kelimelerin okuma kuralları, daha sonra ise isim, mastar, fiil, zamir, özne, yüklem vb. dilbilgisi terimleri açıklanmıştır (Abdullayev, 1966:130).

Mehmettağı Sıtkı’nın el yazısıyla yazdığı birkaç ders kitabının olduğu da bilinmektedir. Bunlara “Nümune-i Ahlak” ve “Hekimâne Sözler” eserleri örnek gösterilebilir. “Nümune-i Ahlak” Nahçıvan’da “Terbiye” okulunun öğrencileri için hazırlanmıştır. Kitabın yazılma amacının öğrencilere güzel ahlaki sıfatlar aşılamak ve yazı kurallarını daha iyi öğretmek olduğu belirtilmiştir (Abdullayev, 1966:130).

“Hekimâne Sözler” kitabı zamanında çok değerli bir ders kitabı sayılmıştır. Eser, üç bölümden oluşmaktadır:

1. Nasihat verici düşünceler,

2. “Mektebimize teşrif buyuranlar…” sözleri ile başlayan bölüm, (Bu bölümde daha çok okulun iç rejiminden bahsedilmiştir.)

3. Farsça yazılış “Çahar Çiz” (Dört Şey). Bu bölümde mutluluğu sağlayan dört şeyden (doğru konuşmak, sır tutmak, mütevazı olmak ve helal olana uzanmak) bahsedilmektedir (M.Aslanov, “Azerbaycan Muallimi” gazetesi, 27 Temmuz 1965).

Mehmettağı Sıtkı, öğretmenlik mesleğinin yanı sıra şair, yazar, âlim olarak bilinmiştir. Onun “Heykeli İnsana Bir Nazar” adlı tarihî ve felsefî eserinde dünya

tarihinin geçirdiği devirlerden, nesil, tayfa, kabile, kavim ve milletlerinin meydana gelmesinden ve Azerbaycan alfabesinin kusurlarından kısa şekilde bahsedilmiştir. O, bu eserini 1882 yılında yazmış, 1909 yılında Tebriz’de bastırmıştır. Eser 16 sayfadan oluşan bir kitapçık şeklindedir (Abdullayev, 1966:132).

Hayatını Azerbaycan halkının eğitimine adayan Mehmettağı Sıtkı, 1904 yılında vefat etmiştir.

4.10.14. Reşid Bey Efendiyev’in Eğitim-Öğretime Yönelik Çalışmaları

Azerbaycan’ın önemli eğitimcisi, öğretmen ve yazar olan Reşid Bey Efendiyev, 1863 yılında Azerbaycan’ın Nuha şehrinde doğmuştur. Reşid Bey Efendiyev, XIX.

yüzyılın sonu XX. yüzyılın birinci çeyreğinde Azerbaycan’da eğitim-öğretime yönelik düşüncenin gelişimi tarihinde önemli yer tutmuştur. Reşid Bey, yedi yaşından başlayarak Cuma Mescidi’nin yanındaki mollahanelerden birinde eğitim almıştır. O, okuduğu mollahaneyi şöyle tasvir etmiştir:

“O zaman bu mescidin avlusunda olan hücrelerin her birinde bir okul açılmıştı. Bu hücreler dar, zemini toprak bir odadan oluşmaktaydı. Hasır ile döşenmiş olduğu halde, mescit avlusuna bakan bir kapısı ve küçücük bir penceresi vardı. Bu okulun ben zavallı Reşit sekiz yıl öğrencisi oldum… (Abdullayev, 1966:109).”

1877 yılında Reşid Bey babası tarafından mollahaneden alınarak şehirdeki Rus okuluna verilmiştir. Reşid Bey bu okulda iki yıl okuduktan sonra Çernyayevski tarafından seçilen altı öğrencinin içinde Gori Öğretmen Okulunun Azerbaycan Şubesinde burslu olarak eğitim görmek üzere Gori’ye gitmiştir. O, diğer öğrencilere göre daha tecrübeli olduğundan okulun birinci esas sınıfına kabul edilmiştir. Üç yıl sonra Reşid Bey, Gori Öğretmen Okulunu bitirerek Gutgaşen’in iki sınıflı okuluna müdür ve öğretmen olarak atanmıştır. O, burada sekiz yıl öğretmenlik yapmıştır. Reşid Bey, 1890 yılında Haçmaz köyünde bir sınıflı okul açmış ve 1892 yılına kadar orada çalışmıştır. O zamanın kanunlarına göre Gori Öğretmen Okulunda burslu okuyup öğretmen olanların zorunlu olarak on yıl köyde öğretmenlik yapmaları gerekmiştir. Aksi takdirde harcanan masraf geri verilmeliydi (Abdullayev, 1966:109).

Yüzyılın başlarında Tiflis’te “Ali Okulu” ve “Ömer Okulu” adı ile Şii ve Sünni okulları faaliyet göstermiştir. Bu okullar, ruhani idaresine bağlı olsa da Kafkasya Eğitim Dairesinin ciddi gözetiminde olmuştur. Bu okullarda din dersleri dışında Arapça, Farsça ve Rusça da öğretilmiş; öğrencilere tarih, coğrafya, matematik ve az da olsa ana dilinden bahsedilmiştir. Reşid Bey, “Ömer Okulu”nda yedi yıl ana dili öğretmenliği yapmış ve Transkafkasya ruhani idaresinin kâtibi görevinde çalışmıştır (Ahmedov, 1971:67).

1892 yılında Reşid Bey, Tiflis’e taşınmış ve on altı yıl Gori Öğretmen Okulunda Azerbaycan Türkçesi ve din öğretmenliği yapmıştır. Sovyet hâkimiyeti döneminde o, doğduğu yer olan Nuha’da yaşamış; erkekler ve kızlar için okullar açmış ve eğitim-öğretime yönelik çeşitli çalışmalarda bulunmuştur. Reşid Bey, 1942 yılında vefat etmiştir.

Reşid Bey, köyde öğretmenlik yaptığı süre içerisinde ders materyali olarak Çernyayevski’nin “Vatan Dili” ders kitabını kullanmıştır. Ayrıca öğrencilerin ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurarak ders kitapları, dergiler yazmış, tercümeler yapmıştır. “Uşak Bahçesi”, “Besiret-ül Etfal” (“Çocuk Gözüaçıklığı”) isimli ders kitapları onun eğitim alanında yaptığı çalışmaların göstergesi olmuştur. Reşid Bey, bu eserlerini çok büyük zorluklarla İstanbul’da, Bakü ve Tiflis’te bastırmıştır (Talıbov, 2000:273).

Ali Sultanlı, Reşid Bey hakkında şöyle yazmıştır:

“Efendiyev, eğitim-öğretime yönelik çalışmalarıyla ile bir sırada, Azerbaycan’ın diğer öğretmenleri gibi tiyatro sanatının terakkisinde doğrudan iştirak ederek aktör olmuş ve piyesler yazmıştır. Reşid Bey, her şeyden önce öğretmendir, pedagogdur. Usul-î Cedit okulları için ders kitapları, öğrenciler için çocuk şiirleri yazmış, Avrupa, Rus ve Fars edebiyatından şiirler, fabllar tercüme etmiştir (Sultanlı, 1964:293).”

Reşid Bey Efendiyev, “Uşak Bahçesi” isimli ders kitabını yazarken öğrencilerin yaş seviyesini ve bilgisini dikkate almış ve kitaba hayvanlarla ilgili küçük manzumeler ve hikâyeler dâhil etmiştir. O, bu ders kitabının yazılmasında Uşinski’nin “yazma-okuma” yöntemini kullanmıştır. Ayrıca Reşid Bey, “Uşak Bahçesi” ders kitabı için

hazırladığı yardımcı kitapta öğretmenlere birçok faydalı tavsiyede bulunmuştur. Mesela, Reşid Bey, o dönemde en sık kullanılan yöntem olan sesli yöntemin kullanılmasının yararlı olacağının savunmuş ve bu yöntemle ilgili düşüncelerine kitabında da yer vermiştir. Defalarca basılan “Uşak Bahçesi” ders kitabı, bütün Kafkasya’da tanınmış ve baskı sayısı 90.000’e ulaşmıştır (Abdullayev, 1966:111).

“Uşak Bahçesi” ders kitabı eğitim yöntemleri açısından incelendiğinde kitabın tamamen bir eğitimci emeğinin ürünü olduğunu görülmektedir. Reşid Bey, bu düşünceyi kitabın başında da “12 yıllık öğretmenlik tecrübeme esasen” cümlesiyle desteklemektedir. Bunun yanı sıra kitabın genel konusunun doğrudan okulla ilgili olması, ilkokul öğrencilerinin yaşlarına ve bilgi seviyesine göre düzenlenmiş olması bu düşünceyi kanıtlar niteliktedir. Ayrıca, Reşid Bey’in “Uşak Bahçesi” ders kitabı, Çernyayaevski’nin geleneklerini, Uşinski’nin “Rodnoe Slovo” (Ana Dili) ders kitaplarının tecrübesine dayanarak hazırlanmıştır. Bu konuda Reşid Bey sonraki yıllarda şöyle yazmıştır:

“Pedagojiyi öğrendikten sonra ben anladım ki köhne mektep halka maarif ve bilgi vermiyor, köhne okul dağıtılmalıdır. Bu ise yalnızca Uşinski’nin yeni usulle olan ders kitabı gibi kendi okulumuz için de ana dilinde ders kitabı tertip etmekle mümkündür. Sırf bu amaçla da “Uşak Bahçesi” kitabını kıymetli bir esere benzetmek için pedagog Uşinski’nin meşhur ve mahbup alfabe kitabını kendime rehber kabul ettim (H.Ahmedov 1985:138).”

Reşid Bey, alfabe kitabı hazırlamak için metodik prensipleri dikkate almış, önceki bütün ders kitaplarının tertibini öğrenmiş fakat bu kitapları tekrar etmemeye çalışmıştır. Reşid Bey, Çernyayevski’nin “Vatan Dili” ders kitabındaki eksiklikleri görebildiğinden hazırladığı yeni ders kitabındaki asıl amacı öğrencilerin mümkün olduğunca en kısa zamanda alfabeyi, yazmayı öğrenmeleri ve okumakta zorluk çekmemeleri olmuştur (C. Ahmedov, 1971:71).

Reşid Bey Efendiyev’in “Uşak Bahçesi” ders kitabının Çernyayevski’nin “Vatan Dili” ders kitabından bir sıra farklı ve üstün yönleri olmuştur. Çernyayevski’nin “Vatan Dili” ders kitabı vasıtasıyla Arapçayı bir öğrenciye altı aydan az bir sürede öğretmek mümkün olmamıştır. Fakat Reşid Bey’in “Uşak Bahçesi” kitabının amacı Arapçayı bir

ay içinde öğretmek, öğrencilere yazma alışkanlıkları kazandırmak olmuştur (H.Ahmedov, 1985:136).

Reşid Bey, ana dilinin öğretilmesine büyük ahlaki önemi olan bir iş olarak bakmıştır. Azerbaycan’ın başka eğitimcileri gibi o da eğitim-öğretimin ana dilinde yapılması gerektiğini savunmuş ve bunun uğruna mücadele vermiştir. Reşid Bey, ana dilini savunurken okulda diğer dillerin öğretilmesini de gerekli bulmuştur. Rusça, Farsça, Arapça ve Türkçeyi mükemmel bilen Reşid Bey’in düşüncesine göre öğrencilere ana dilini yanı sıra diğer diller de öğretilmelidir. Reşid Bey, ana dilinden önce Arapça ve Farsçanın öğretilmesinin aleyhine olmuştur. O, Arapça ve Farsçayı

“edebî dil” olarak tanıtan ve Azerbaycan dilinin öğretilmesini gereksiz gören aydınlara şiddetle karşı çıkmıştır (C. Ahmedov, 1971:74).

Reşid Bey’e göre sadece Arapçayı ve Farsçayı öğrenmek eğitim almak için yeterli değildir. Bu konuda o, şu görüşlerini dile getirmiştir:

“Lisanın kendisi ilimleri öğrenmek için bir anahtardır. Ama bizim çocuklar ana sütünden emdikleri kendi dillerini bırakıp Arapça ve Farsça bilgi almalıdırlar. Bu, hiçbir zahmet çekmeden kolay yolla altın almak arzusunda olan yalancı kimyagere benziyor. Ana dilini öğrenmeden başka bir dil aracılığıyla bilgi almak olmaz. Yabancı dil bizi eziyor, sömürüyor. İşte bu yüzden de biz ilimden ve medeniyetten geri kalmışız. Buradan yabancı dilini aleyhine olduğum kesinlikle çıkarılmamalı. Yok, yok estağfurullah (C.Ahmedov, 1971:74).”

Reşid Bey’e göre, Azerbaycanlı çocuklar için üç dil öğrenmek önemlidir: Arapça, Farsça ve Rusça. Fakat bu diller ana dilini iyi şekilde öğrendikten sonra öğrenilmelidir.

O, Arapçayı Kur’an ve dini öğrenmek için, Farsçayı kadim Şark edebiyatını daha yakından tanıyabilmek için Rusçayı ise kanunları daha iyi bilmek için önemli görmüştür. Bunları öğrenmek için ise en kolay öğretim yöntemlerinin uygulanması gerektiğini söylemiştir (C. Ahmedov, 1971:75).

Reşid Bey Efendiyev, 1901 yılında “Besiret-ül Etfal” isimli okuma kitabını yazmıştır. Reşid Bey, Gori Öğretmen Okulunun Azerbaycan Şubesine öğretmen olarak atanırken bu şubenin talebeleri için Azerbaycan Türkçesiyle yazılmış bir edebiyat ders

kitabı olmadığından o, Tiflis’te çalışırken yazdığı okuma kitabını 1901 yılında 2.000 tirajla Bakü’de bastırmıştır. O, bu konuda şunları söylemiştir:

“Tiflis’te iken hazırladığım “Besiret-ül Etfal” müntehabatı eğer Bakü’de alelacele 2.000 tirajla basılmasaydı Gori Öğretmen Okulundaki Türk (Azerbaycan) dili dersleri için elde hiçbir kitap yoktu (Abdullayev, 1966:111).”

İnkılâptan evvel Azerbaycan’daki okullarda yalnız Rusya matbaalarında basılan ders kitapları kullanılabimiştir. Azerbaycan okullarında İran ve Türkiye’de basılmış ders kitaplarını kullanmak kesinlikle yasaklanmıştır. Basılan ders kitapları ise ancak bir yıl gözetim altında okul tecrübesinden geçtikten sonra ders kitabı olarak onaylanabilmiştir “Besiret-ül Etfal” bu zorlu yolları geçtikten sonra 1903 yılında Kafkasya Eğitim Dairesi tarafından resmi ders kitabı olarak onaylanmıştır (C.

Ahmedov, 1971:69)

“Besiret-ül Etfal” 226 sayfadan oluşmuştur. 156. sayfaya kadar okuma metinleri, manzum parçalar, daha sonra ise üslup materyalleri verilmiştir. Kitabın “İmlasızlık”

başlığı ile verilmiş bölümünde yazım kurallarıyla ilgili bazı bilgilere rastlamak mümkündür. Reşid Bey, burada zamanında değerli bulunan bir sıra düşünceler ileri sürmüştür. Kitabın 163. sayfasında öğrencilere mektup yazmayı öğretmek için örnekler verilmiş; sonra nazım, nesir, aruz vezni ve mesnevi, rubai, ağıt, terciibent, terkibibent gibi nazım biçimleri hakkında bilgi vermiştir. Reşid Bey’in bu ders kitabı da “Uşak Bahçesi” ders kitabı gibi kısa bir sürede şöhret kazanmış ve 42.000 tirajla basılmaya başlamıştır (Abdullayev, 1966:113).

Reşid Bey, kızlar için okul açılmasını önemli saymış; ailede asıl terbiyeci olan annelerin bilgili, medeni, dünyadaki işlerden haberdar olmalarını istemiştir. Bu düşüncelerini “Arvad Meselesi” eserinde dile getirmiştir. Bu kitapta Reşid Bey, dinin kadına, onun eğitimine olan yaklaşımından bahsetmiştir.

Reşid Bey Efendiyev’in Çernyayevski’nin tavsiyesi üzerine kaleme aldığı “Kan Ocağı” komedisi onun ilk başarılı sahne eseridir. Bu komediyle Reşid Bey, o dönemde yaşayan bir Müslüman ailesinde devam eden cehaleti gözler önüne sermiş ve Müslüman âleminin sorunlarını ortaya koymaya çalışmıştır (Talıbov, 2000:274-275).

4.10.15.Firidun Bey Köçerli’nin Eğitim-Öğretime Yönelik Çalışmaları

Azerbaycan’ın bilim adamı ve Azerbaycan Türkçesi öğretmeni Firidun Bey Köçerli, 29 Ocak 1863 yılında Azerbaycan’ın Şuşa şehrinde doğmuştur. O, 1872 yılında Şuşa’da meşhur müderris Mirza Kerim Münşizâde’nin mollahanesinde üç yıl süreyle

“Kur’an”, “Gülistan”, “Bustan” “Leyla ve Mecnun” okumuş, 1875 yılından itibarense 3-4 yıl süreyle Rus okulunda eğitim görmüştür. Çernyayevski, 1879 yılında Gori Öğretmen Okuluna öğrenci toplamak için Şuşa’ya geldiğinde genç Firidun’la sohbet etmiş, onun zeki olduğunu görmüş ve onu Gori Öğretmen Okulunun Azerbaycan

“Kur’an”, “Gülistan”, “Bustan” “Leyla ve Mecnun” okumuş, 1875 yılından itibarense 3-4 yıl süreyle Rus okulunda eğitim görmüştür. Çernyayevski, 1879 yılında Gori Öğretmen Okuluna öğrenci toplamak için Şuşa’ya geldiğinde genç Firidun’la sohbet etmiş, onun zeki olduğunu görmüş ve onu Gori Öğretmen Okulunun Azerbaycan

I dokument Lunds stifts landebok. D. 2, Nuvarande Kristianstads, Hallands och Blekinge län samt Bornholm Ljunggren, Karl Gustav; Ejder, Bertil (sidor 51-74)